Gün ve gece
Güneş ve Ayın kavgasında kaybolmuş,
Gelincik kırmızısı
Dünyanın çizgilerinde.
Alemin bekçileri gaddar ve sıfatsız
Ve yüksek sütunların çevresine örülmüş anıların ürpertisi
Yüzlerindeki meçhulde...
Yağmur karası bulutlarda yıldırımlar değil
Yas yüklü saatler gümbürder sonuna değin.
Damlaların isimleri bilinir teker teker,
Milyonlarca isim,
Milyonlarca hüzün...
Eski duaların arasında bir sıkıntıyım yine.
Mekruhum belki
Ya da bir günahkar.
Elim cehennemin alevleri kadar,
Evet kesinlikle o kadar
karanlık değil mi?
Layıklar Tepesi'nin yükseklerinde
Bir patikanın kenarına
Sinmişim,
Üzgünüm
Ve kırık hayallerin şom ağzında pişmanım...
Ardılların çetesi yemliyor ruhumu,
Kancıl güncem damarsız şiirlerle taştı.
Hurafelerin vadisinde,
Aklın kurumuş gölünde
Zamandan daha yüce olan her ne ise
İşte onun oyuncağıyım,
Geçmiş ve gelecek
Ve Sonsuzun esneyen
Ve yarılan düzleminde...
Yağmurda yalnızım...
Sokaklarda yatan taşların yoldaşı,
Kuyularda bekleşen sıkıntının ortağıyım.
Gece gece yağmur dürttü zihnimi,
Ruhumun adresi belli belirsiz,
Silik bir figür
Asırlık bir fotoğrafta...
Yağmur... Yalnızım...
O yolda beklediğim çağlar
Ve çağların geçişi yüzünden
Unuttuğum hayatım... Hayatlarım...
Kin gütmüş çobanlar var aklımda,
Elinde kırbacıyla bir avcı güler karşımda.
Böyle geçti bu hayat,
Anlatılanlar yalan,
Aklımdakiler düşman.
Ya olmayanlar?
Olmamasına ağladıklarım?
İşte ne varsa onlarda var,
Hayatın geçişi keskin...
Günlerin bitişi yumuşak...
Nefesim son,
Aklım yalan...
_________________ kIZmAK Yok,
KENdİmi boĞUyORuM sAdeCe.
iÇİmDen DEşİLmEk gELİyOr,
çILdIRtAN BiR GüNAh bU gECe...