Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» ÖYKÜLERİNİZ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 26 May 2008
Mesajlar: 299
Bu sözlerimin ardından daha önce hiç deneyimlemediğim bir sessizlikle karşılaştım.Gördüğüm herşey alev alev yanıyordu ama bütün bu bunlardan bir ses çıkmıyordu.Sonra gözlerimi kapadım.Beşe kadar saydım ve gözlerimi açtığımda kendimi bir köprünün başında buldum.Alevler görünmüyordu artık ve gördüğüm şeylerin tümünden daha ilginç olanı, köprünün kemiklerden yapılmış olmasıydı.
Tahminime göre bin metre uzunluğunda vardı.Tamamen kemiklerden yapılmış bir köprüydü.İki dağ arasına asılmıştı ve benim bulunduğum dağ,diğer dağın görebildiğim kadarıyla aynısıydı.İlk adımlarım bu kutsal yapıyı tacize başladığında,karşımda, daha doğrusu köprünün diğer ucunda bir dağ değil aynaya benzer birşey olduğunu gördüm.Bu,köprünün büyük bölümünün havada, yani biryere bağlı olmadan durduğunu gösteriyordu.

Yürümeye devam ettim yine de.Aynaya dokundum ve içinden geçtim.Tekrar kapadım gözlerimi,beşe kadar saydım yine ve gözlerimi açtığımda,adını hep duyduğum ama inanmadığım o yerde olduğumu anladım; 'Solucan Vadisi'inde.
Milyarlarca solucan,birbirlerinin üzerinde devinerek,titreyerek ve belli belirsiz sesler çıkararak varlık gösteriyorlardı.
          *
*''Rabbine and olsun, onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz.

Sonra her bir topluluktan, Rahman'a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız.

Sonra, oraya girmeye en layık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz.

(Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir.''
          *
Bir kayanın üzerinden baıyordum vadiye.Nasıl toplayacağımı bilmediğim solucanlar ise,-Yüzey Gezgini'inin de söylemiş olduğu gibi- kördüler ve görmüyorlardı.

Sonunda indim kayadan,sol elimi kürek gibi kullanarak bir solucan yığınına daldırdım ve topladıklarımı sağ elime koydum.

Az önce,sanki göğe çakılmış gibi duran kara bulutlar,şimdi yıldırımlar,gökgürültüleri eşliğinde,kapakları açılmış bir baraj gibi suluyorlardı vadiyi,dağları,dağların doruklarında dolaşan kargaları,kemik köprüyü,beni ve aklımdaki kiraz ağaçlarını...

Solucan toplamak için indiğim kayaya yeniden çıktım.Ruhum,beni delirtecek kadar huzur doluydu.

Kara bir kış sabahı,bulutların ardından,''ben buradayım,telaşlanma,vaktim gelince kemiklerine,iliklerine kadar ısıtacağım seni...'' der gibi,bir anlığına beliren güneşi görüyordum aklımın,ruhumun,kalbimin kara deliğinde,lanetli ve örümcek ağlarıyla kaplı dehlizlerinde...



Meryem Suresi,19:68 ve 71.ayetler
Kur'an-ı Kerim


_________________
hayat kötü hayat
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> YAZI ATÖLYESİ -> ÖYKÜLERİNİZ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri